6 Eylül 2012 Perşembe

se-a

Şu saat olmuş ben hala ayaktayım, dahası şu saat olmuş ben karpuz- peynir ve maalesef ekmek yiyorum. Gerçi el ayak titreyince insan pek sallamıyor. Aç aç uyuyamamadan tok karna uyku gelir mi hiç'e yumuşak bir geçiş. Her türlü bir uyuyamama yani. Dün dayanamadım ilaç aldım 2yi görmeden sızmışım. Tabii insanoğlu bunu her zaman yapmamalı. Y. abi bu dönem için her akşam yarım doz kullanabileceğimden hatta kullanmam gerektiğinden bahsediyordu o toz bulutu günlerde. Önceki postlardan birinde bahsettiğim şey işte o. Uyuyayım ve uyandığımda her şey bitmiş gitmiş ve her şey eskiden de güzel olmuş olsun. Yapmadım. Her saniyesini hissede hissede, sindire sindire. Uykusuz, kimi zaman umutsuz. Gücünden fazla güçlü olmaya çalışmak çok zor. Neyse geçiyor gidiyor ben hala uyanık. Geçtiğini de sindirmem gerek sanırım. Her ana tanık bir ben. Ama umut dolu. O zaman almadım o ilaçları şimdi mi alacağım hem? Sarı kantoron (salladım, böyle bişidi galiba?) otu mu ne varmış, neyse kocakarılık yapmayayım araştırayım bi neymiş ne değilmiş. Doğaya güvenim tam.

Şu laploopların da hepsi ayrı telden çalıyor, bişiye bastım ve yazıların hepsi küçüldü. Düzeltemiyorum, imdaaaat!

Neyse

Haberleri izliyorum, gasteleri okuyorum ve ensem tamamen kararıyor. Ki bu aralar ben saçma salak dram, acı yüklü dizilerden bile imtina ediyorum siddetle. Tüm derdimin yeni bir takı, yeni bir gözlük, saçımın hızlı uzaması falan olmasını ben de isterdim. Ki cogu zaman böyle dertlerim oluyor, ama sorun daha sonrasında bunun vicdan azabını duyup duymamak, silkelenip silkelenmemek. Kendim için bu farkındalık fazla diyordum ama gerçekten goruyorum ki bu ülke için de bu farkındalık fazla. Benden daha da farkında olan insanları görüyorum. Onlar nasıl hissediyordur kim bilir. Ne olacaksa zaten oluyor, kimse- hiçbir şey bunun önüne geçemiyor. İnsanın canını en çok da o sıkıyor zaten.
Babam ameliyata girmeden önceki gün tv'de haberleri izliyorduk. Foça'daki saldırı gösteriliyordu. Kapattık babam daha da üzülmesin, moralli girsin ameliyata diye. 1 saat geçmedi kan merkezinin önünde kan verecek olan birini beklerken ben yanımdaki hamile kadın yere kapandı. Foça'daki gencecik, hayatı belki de hiç tanımamış olan şehidin ablası. Delirmemek elde değil. Bu ülkede delirmemek işten bile değil. Bence hepimizi tek tek delirtecekler. Öyle ya da böyle bir şekilde. Sonra at koşturacaklardır belki. Askerlik- eğitim üzerine ulu sözlerim var ama susuyorum.
İlerde çocuklarımıza güzel bir ülke bırakamayabiliriz onun için ferah bi blog bırakalım di miğ ama.
Tv'yi açtım ve bir patlama. Allaahım.

Neyse
Adn.an Ok.tar izliyim en iyisi mi ben.


1 yorum: