hiç olmadı 27 ağustosu bekleyeydim yazmak için, şanım yürürdü.
Yorgunluk paçalarımdan akıyor sanki, böyle usul usul yorgunum. Uyusam da. Beynimin bir tarafı out of order. Algılayamıyorum bazı şeyleri, yok sayıyorum. Ruh gibi balkondan dışarı sigara dumanı üflerken buluyorum kendimi. Bir manzara olsa keşke, koca koca şantiyelere gözüm dalıyor. Bir tatlı huzur almaya gideceğim bir yeşillik olsaydı o kadar dalışlar bir işe yarardı belki. Balkonumdan ağrı görünen KOCA bir kaos sadece. Dinlenirken yoruluyorsun.
Sonra kaç daki
demişim kalmış, babam fenalaşmış, koştur koştur hastaneye gitmişiz bayramın ikinci günü. geçmiş gitmiş ama. her şey yolundaysa devam edebilirim bence.
[...] kadır öyle olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmayan ellerimi fark ediyorum. Sımsıkı, o an, içinde ne varsa ona sıkıca sarılmış, kasılmış kalmış. Ağrıyı, ağırlığı hissedince rahat bırakıyorum kendimi.
Düşünmemek için, her şeyin daha iyi olacağını düşünebilmek için, kötü düşüncelerden uzaklaşmak için bol bol İşler Güçler izliyorum sonra. Daha kaç bölüm oldu ki demeyin döndüre döndüre izliyorum. Ne yalan söyleyeyim anlamsız derecede komik geldiği için izlemeyi bıraktığım Feriha'ya da bakıyorum arada sırada. Ben en son izlediğimde ikisi bir evde, kapıları kitlemişler oturuyorlardı. Bölümde geçen figüran bir sinek bile yoktu. Ama şimdi bi okuyorum, Feriha ölmüş, Emir adonis yapmış. Hayır nassolur? Sonunu gayet iyi biliyorum sadece süreci merak ettim işte. Kafanı dağıtan her şey vakit ayrılabilir bir şey gözümde. Evi birkaç saatliğine yalnız bırakabilirsem soluğu Eminönü'nde alıcam bi de. Hatırladığım kadarı ile o papağanla, boncuklarla, makrome ipleriyle oynamak iyi geliyordu bana.
Temmuz geçti gitti, ağustosun da dibi görünmeye başladı. Koca bir ameliyat sebebiyle bitmek bilmeyen bi 6saat, anneannemin sıklaşan ve her defasında bizi biraz daha korkutan krizleri, bi 4.yıl dönümü bir de en mutlu doğum günü bakın nasıl da bir cümleye sığdı.
Aileniz yanınızda olsun yeter ki, nefesleri olsun, gölgeleri olsun. Her zorluk göğüsleniyor sevgiyle.
He acı gün birlikte geride bırakılabiliyor.
Hönküre hönküre ağlarken anısı olan bir mimik sizi gülme krizine sokabiliyor. Deliriyosanız da hep birlikte işte. O kaos balkon bile en tatlı kahvelerin içildiği en sevdiğiniz kafeye dönüşüyor bi anda.
Neyse her şey azıcık daha yolunda, evimizdeyiz, daha mutlu düşüncelerimiz var.
Daha sık yazarım. Zira mutsuz olduğumda kelimelerin hepsi birbirine benzediğinden yazmak işkence oluyor.
demişim kalmış, babam fenalaşmış, koştur koştur hastaneye gitmişiz bayramın ikinci günü. geçmiş gitmiş ama. her şey yolundaysa devam edebilirim bence.
[...] kadır öyle olduğu hakkında en ufak bir fikrim olmayan ellerimi fark ediyorum. Sımsıkı, o an, içinde ne varsa ona sıkıca sarılmış, kasılmış kalmış. Ağrıyı, ağırlığı hissedince rahat bırakıyorum kendimi.
Düşünmemek için, her şeyin daha iyi olacağını düşünebilmek için, kötü düşüncelerden uzaklaşmak için bol bol İşler Güçler izliyorum sonra. Daha kaç bölüm oldu ki demeyin döndüre döndüre izliyorum. Ne yalan söyleyeyim anlamsız derecede komik geldiği için izlemeyi bıraktığım Feriha'ya da bakıyorum arada sırada. Ben en son izlediğimde ikisi bir evde, kapıları kitlemişler oturuyorlardı. Bölümde geçen figüran bir sinek bile yoktu. Ama şimdi bi okuyorum, Feriha ölmüş, Emir adonis yapmış. Hayır nassolur? Sonunu gayet iyi biliyorum sadece süreci merak ettim işte. Kafanı dağıtan her şey vakit ayrılabilir bir şey gözümde. Evi birkaç saatliğine yalnız bırakabilirsem soluğu Eminönü'nde alıcam bi de. Hatırladığım kadarı ile o papağanla, boncuklarla, makrome ipleriyle oynamak iyi geliyordu bana.
Temmuz geçti gitti, ağustosun da dibi görünmeye başladı. Koca bir ameliyat sebebiyle bitmek bilmeyen bi 6saat, anneannemin sıklaşan ve her defasında bizi biraz daha korkutan krizleri, bi 4.yıl dönümü bir de en mutlu doğum günü bakın nasıl da bir cümleye sığdı.
Aileniz yanınızda olsun yeter ki, nefesleri olsun, gölgeleri olsun. Her zorluk göğüsleniyor sevgiyle.
He acı gün birlikte geride bırakılabiliyor.
Hönküre hönküre ağlarken anısı olan bir mimik sizi gülme krizine sokabiliyor. Deliriyosanız da hep birlikte işte. O kaos balkon bile en tatlı kahvelerin içildiği en sevdiğiniz kafeye dönüşüyor bi anda.
Neyse her şey azıcık daha yolunda, evimizdeyiz, daha mutlu düşüncelerimiz var.
Daha sık yazarım. Zira mutsuz olduğumda kelimelerin hepsi birbirine benzediğinden yazmak işkence oluyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder